17 Nisan 2013 Çarşamba

Bana geri verin kendimi...



Sırf saçları bu sabah olmadı diye bütün gün morali bozuk dolaşabilen,en sevdiği arkadaşıyla her okul dönüşünde saatlerce telefonda o günün özetini konuşup kıkırdayan,en büyük derdi lisede hoşlandığı çocuğun başkalarına kur yapması olan kız nerde...
Büyüdü..O büyüdükçe yüreği küçüldü küçüldü küçüldü...Aşklar,dostlar,menfaatler... akşam saat 10'da yatamıyor artık.Uykuya dalması gece 3'ü buluyor,sabah 6'da iş başı yapmasına rağmen..
Aklındakiler arttıkça yüreği azalıyor.Bilmek istemediklerini zorla öğrettiler ona..Sevmeyi,nankörlüğü,cimriliği,bencilliği,menfaatçiliği,aldatmayı,aldatılmayı,yalan söylemeyi,yalanlar duymayı...Bunların hepsiyle karşılaştı hayatı boyunca,bir çoğunu kendisi de yaptırdılar..Kendisi kabul etmiyor 'yaptırdılar' kelimesini.Acı çeksede hatayı kendisinde aradı hep.Yaşadıkları yetmezmiş gibi,yaptıklarının huzursuzluğuyla yaşamaya çalıştı...Aklında büyüyenleri yüreği kabul etmedi..Bu yüzden sabır unutturdu kendini ona.Şimdi aynı kişiler ona tahamülsüz,sinirli,dik kafalı diyorlar.Eğer kendisine çeki düzen vermezse çekip gitmekle tehdit ediyorlar.Buna karşılık 'artık gitsen iyi olur' cevabını aldıklarında hangi akla hizmet kalmak için binbir türlü maymunluk yapıyorlar,anlaması güç..
Ben geri istiyorum kendimi.Ama bu hediyeyi bana kim verebilir bilemiyorum...

9 Nisan 2013 Salı

Sen olsan n'apardın?

Delice yorgun,gözler kapanmaya yüz tutmuş..Ama göz kapakları beynin emriyle direnişte! Keyif kaçmış belli. O ya da bu sebepten.. Yapılacak onca iş güç te var tabii.. Uyusa uyunmaz,çalışsa çalışılmaz..Mutfağa mı sarsa biraz? Ne aradığını bilmeden baksa buz dolabına..Uzunca bir süre kapak açık kaldıktan sonra ortaya beliriveren buz dolabı uyarı sesine tercuman olsa içerden annen,'ne alacaksan al,kapat artık şu dolabı,boşuna elektrik harcıyo!!!'. 
En iyisi gidip yatayım biraz ben,ya da yok yok,çalışayım.Ama yok bu halde anlamam ki! O zaman ben öleyim,ama yok ya! Acıtır o şimdi..

6 Nisan 2013 Cumartesi

Beynim fena bocaladı..Kuantummmm

Size bir soru..Bir çocuk düşünelim,elinde basketbol topu,asfaltta sektirerek yürüsün..Modern atom teorisine göre atomun çekirdeğinde pozitif yüklü proton ve yüksüz nötron taneciklerinin bulunduğunu,elektron denen negatif yüklü taneciklerinse çekirdeğin etrafında dairesel yörüngede dolandığını biliniyor..Durum buyken,topun ve asfaltın atomlardan oluştuğunu söylemek hiçte zor olmaz haliyle.Ayrıca ‘aynı yükler birbirini iter,zıt yükler birbirini çeker’ cümlesini kurmak için de bir fizik profesörü olmak gerekmiyor..Peki her atom çekirdeğinin etrafında negatif yüklü elektronlar mevcutsa, nasıl oluyor da atomlardan oluşan top ve asfalt birbirlerini itmesi gerekirken birbirlerine  dokunabiliyor? Yoksa biz dokunduğumuzu sandığımız hiç bir şeye dokunmuyor muyuz??  Kafam çok karıştıııı!  Helppp!!

Tahamül sınırlarımın aşıldığı an...

Ben de kızıyorum..Hem de delirmiş gibi,etrafımdakileri korkutacak kadar! Neden insanlar bunu bile bile ayağını denk almıyor anlamak zor! 
Bensiz olamayacağını bile bile sabrımı denemenin mantığı nedir? Kapının önüne mi koyayım seni yani,bunu mu istiyorsun? Durduk yere yalvarasın mı var? Bazen delirmemek elde değil,yahu küfüre kadar gidiyorum ama ben! 
Sabrımın sınırları çok zorlandı bugün,bazen 'şurada olsa ağız burun dalarım!!! ' dediğim insan sayısı okadar artıyor ki! 
BÖYLE DURUMLARDA ELİNİZİ KANA BULAMADAN NASIL RAHATLIYORSUNUZ MİLLET !!

5 Nisan 2013 Cuma

Yağmur yağsa ya...

Yağsa şu yağmur,üstüne üstüne günahlarımın..Güneş çıkmasın ama! Kandırmasın kimseyi aydınlıkla..Yağsın,gürlesin gök..
Tam da bu modda yazar bugün bu kız..
Elimde kahvem,huzura doğru ilerlemeye çalışırken,yağmursuzluk engeline takıldım bugün..Yağmur sesi..O tatlı gürültüye ihtiyacım var.. Tam da şimdi!